12 Mayıs 2015 Salı

MOSKOVA GEZİSİ



Bu yazıda Ankara’dan Moskova’ya gidiş sürecimi, yaşadığım sıkıntıları, oraya gittiğimde neler yaptığımı, nerede kaldığımı, ne aldığımı ve buna benzer konuları anlatacağım size… Moskova benim ilk yurt dışı seyahatim olması nedeniyle önem taşıyor benim için ve elbette darısı diğer seyahatlerin başına. :-)


Abim, eşi ve kızı iki yıldır Amerikadaydı ve Moskova’ya gidiş sürecim abimlerin Amerika’dan dönerken Moskova üzerinden gelip orada bir hafta kalacaklarını söylemeleriyle başladı. Hemen kendimi dahil ettim bu bir haftalık Moskova tatiline ve başladık araştırmalara…

Moskova’ya gideceğim tarih için www.skyscanner.com üzerinden yaptığım araştırmalarda gördüm ki en uygun fiyatlı uçak bileti İstanbul Atatürk Havaalanından Moskova Sheremetyevo Havaalanına gidildiğinde alınabiliyordu. Ankara’dan Moskova’ya gidiş ile Ankara’dan İstanbul’a ardından da Moskova’ya gidiş fiyatları arasında ciddi bir fark vardı. Bu yüzden Ankara’dan İstanbul Atatürk Havaalanına THY’ndan 129 liraya bilet buldum aynı şekilde bir hafta sonraki dönüş için de bilet yine 129 liraydı. Ardından İstanbul’a varış saatimde herhangi bir aksaklık olabileceğini de göz önünde bulundurarak İstanbul-Moskova, Moskova-İstanbul gidiş dönüş biletimi bir Rus Havayolu firması olan Aeroflot’tan 225,78 € ‘ya aldım.


Ve gidiş tarihi geldiii…. İstanbul’a vardığımda fark ettim ki THY valizimi patlatmıştı ne yazık ki ve oradan oraya patlamış valizle koşturma, uğraşma şeklinde saatlerimi harcadım. Planladığım free shop gezmeleri yalan oldu tabi bu koşturmacada, fazlasıyla yükselen tansiyonum da cabası… THY çalışanı bana kendi valizimden iki boy küçük bir valiz vermeyi teklif etti ve benim valizimin boyundan ellerinde olmadığını söyledi, elbette kabul etmedim valizimi yeni aldığımı daha küçük bir valiz kabul etmeyeceğimi ve zaten eşyalarımı da sığdıramayacağımı kibarca ifade ettim ama elim ayağım birbirine dolanmış ve çok sinirli bir haldeydim. Nasıl olduysa ellerinde olmayan büyük boy valiz bir anda kolili olarak getiriliverildi. Burada anlatmak istediğim şu ki eğer başınıza aynı şey gelirse kesinlikle küçük valiz kabul etmeyin, kendi valiziniz ne boyuttaysa aynısını talep edin. Ayrıca görevlilere tuttuğunuz tutanağın bir kopyasını da bana verin dedim ama kesinlikle kabul etmediler. Artık valizi kabul ettiğim için dava açamayacağımı söylediler, ben de öyle bir amacım olmadığını sadece elimde bu belgenin bulunmasını istediğimi söyledim (gerçekten dava açmak gibi bir niyetim yoktu) ama nafile.


Neyse neticede THY bana yeni bir valiz verdi ve eşyalarımı yerleştirdim de uçağıma binebildim. Moskova’ya yaklaşık 3 saatlik bir uçuşun ardından vardım. Rusya Türk vatandaşlarından bir aya kadarlık turistlik gezilerde vize istemediği için Rusya’ya rahat bir giriş oldu. Havaalanında tabelalarda Rusça ile birlikte İngilizce de yazıyordu, yolumu bulmakta zorlanmadım. Abimlerin uçağı yaklaşık beş saat sonra inecekti o yüzden bir yerlerde beklemem gerekiyordu. Önce havaalanında şöyle bir tur attım anlamaya çalıştım neyin nerde olduğunu sonra da cafelerin olduğu kata çıktım. Havaalanında cafelerin olduğu kısımda internet çok rahat bir şekilde kullanılıyordu. Bir cafede oturmayı tercih etmedim çünkü cafelerde çalışanlar İngilizceden bi haberdi, konuşabilen bir kişi bile yoktu. Ben de valizlerimi ve çantamı güvenli bir şekilde yerleştirdim taşıyıcıya ve ortam bana pek güven vermediği için fazlasıyla dikkatli olmaya çalıştım. Tabi bunda babamın sayısız uyarılarının da etkisi var. Havaalanında gezerken dikkatimi en çok çeken şey onlarca taksicinin önüme atlayarak taksi taksi demesiydi çünkü bu beni rahatsız etti bir turist olarak.


Abimlerin uçağının da Sheremetyevo Havaalanına inmesiyle tatil süreci başlamış oldu. Havaalanında üzerinde taksi yazısı olan bir taksi ile (Moskova’da korsan taksiler de yoğun olduğu için ve güvenlik açısından önerilmediği için üzerinde taksi yazmasına dikkat ettik) yaptığımız tarzanca pazarlıklar sonucunda taksici bizi İzmailovo bölgesindeki İzmailovo Alpha Oteline 1200 rubleye (yaklaşık 60 lira) götürmeyi kabul etti. (Taksi kullanacaksanız mutlaka pazarlık yapın çünkü gerçekten çok uçuk fiyatlardan bahsediyor taksiciler.)


Otele doğru yola çıktığımızda sağlı sollu ormanlar ve devasa apartmanlar dikkatimi çekti. Otel için daha önceden rezervasyonumuzu www.booking.com ile yapmıştık ve otele ödememizi ve girişimizi yaptıktan sonra 17. Kattaki odamıza çıktık.







İzmailovo bölgesinde İzmailovo Otelleri birkaç tane üç yıldız ve dört yıldız şeklinde değişiyor. Ama hepsi aynı yerde ve yan yana.



Bizim kaldığımız İzmailovo Alpha dört yıldızlı bir oteldi. Otelin lobisi benim beklediğimden daha güzeldi. Ama odaların dört yıldız konforunda olmadığını söylemem gerekir. Her seferinde temizlik görevlileriyle tarzanca anlaşarak odanın eksikliklerini tamamlamaya çalışsakta, 4 yıldız konforunu bulamasakta herşeye rağmen otel fena değildi. 17. Kattaki odamız küçük Kremlin olarakta adlandırılan bir yere bakıyordu. Burası aynı zamanda İzmailovo çarşısını da kapsayan ve bence ziyaret edilmesi gereken bir yer. Biz gezinin son gününde gittik ama daha önce gitmediğimize pişman olduk. Hafta içi gittiğimiz için çarşı kısmında birkaç tezgah vardı ama hafta sonları tüm tezgahların açık olduğunu söylediler. Üstelik bu çarşıda ilginç bir şekilde çoğu satıcı bizimle Türkçe konuştu.

Otele giriş yaptığımız ana dönersek :-) otele yerleşir yerleşmez kendimizi dışarı attık ve hemen 50 m ilerdeki metro istasyonundan bir haftalık kombine bilet aldık. Bu biletle bir hafta boyunca metro, tramvay, otobüs gibi araçlara sınırsız binebiliyorsunuz. Bir haftalık kombine bilet 600 Rubleydi yani yaklaşık 30 TL. (Tabi bileti alana kadar neler çektik bir de bize sorun. Görevliler kesinlikle tek kelime İngilizce bilmiyor, bir gösteriyoruz iki anlıyorlar falan derken on saat cebelleşip bir şekilde aldık biletleri.)

İlk durağımız Kızıl Meydandı. Metroda Red Square olarak sorduğumuz gençler bile nerden bahsettiğimizi anlamadı ama navigasyon saolsun ineceğimiz durağa kadar söyledi. Moskova metrosunun en güzel tarafı istediğiniz her yere gidiyor olmasıydı. Tüm şehri saran bir metro ağı vardı. Kızıl Meydana gittiğimizde giriş kısmında bariyerler vardı ve önünde polis bekliyordu, bir de bazı yapılarda tadilat vardı. Tadilat olduğunu ve gezemeyeceğimizi düşünerek hayal kırıklığı ile meydanı şöyle bir turladık. 

 

Sonra başladık oradan oraya gezmeye. Şehri bilmediğimiz için önümüze gelen otobüse binip beğendiğimiz yerde inmeye başladık. Zaten her yerden bir şekilde metroya ulaşılabiliyordu ve gideceğimiz durağa giden hattı da hemen öğrendik. Bir hafta sonunda rehber kadar olmuştuk artık. Ama otelinizden mutlaka şehir haritası alın (ücretsiz olarak girişlerde oluyor) çünkü metro ağı gerçekten karışık ve İngilizceden eser yok, aynı zamanda yazılış ve okunuşu farklı bir dille karşı karşıyasınız dikkatli olmak gerek.


Moskova Metrosu tam anlamıyla bir sanat eseriydi. Her durakta aynı etkiyi yakalayamasakta bazı duraklarda kendinizi müzede gibi hissettik. Metrodaki avizeler, heykeller, duvar tabloları çok etkileyiciydi. Metroda her tablo ve heykelde devrimin izlerini ve nasıl da övüldüğünü görmek mümkün çünkü herşey devrim üzerineydi.



Üçüncü günümüzde Kızıl Meydana tekrar gittik yine polis vardı ve geçişlere izin vermiyordu. Polise sorduğumuz doksan tane soru karşısında adam bizi de geçirdi. Demek ki neymiş polise bir ton soru sorunca tüm kapılar açılıyormuş. Kızıl meydan gerçekten muhteşem bir yer gözlerim kamaştı desem yeridir. Moskova’ya yolunuz düştüyse görmeniz gereken ilk yer kesinlikle Kızıl Meydan olmalı ve gittiğinizde tadilatta olmayan her yeri gezmenizi öneririm.


En çok merak ettiğim yerlerin başında Kızıl Meydandaki GUM alışveriş merkezi geliyordu. Dışarıdan baktığınızda inanılmaz görkemli ve eski bir yapı, içine girdiğinizde ise dünyaca ünlü markaların olduğu modern bir alışveriş merkezi. Burada ilginç olan Lenin’in mozolesinin karşısında bulunan bu alışveriş merkezinin tam anlamıyla kapitalist dünyanın bir parçası olmasıydı. Biz bu durumu çok ironik bulduk. Moskova inanılmaz lüks araçların ve mağazaların olduğu, pahalı bir şehir devrimin izlerini taşıyan yapıların aksine komünizm ile örtüşmeyen bir şehir.


Kremlin Katedrallerine 500 Ruble yani yaklaşık 25 TL gibi bir fiyat karşılığı giriliyor. İç kısımlarda fotoğraf çekmek yasak ama dışarıda çekebiliyorsunuz. (Mutlaka görülmeli gitmişken şu kadar tutuyor bu kadar tutuyor demeden girin ve görün bence)

Eski Arbat Caddesi turistik bir yer hediyelik ürünler fahiş fiyatlarla satılıyor. Arbat mutlaka görülmesi gereken yerler arasında ama birşeyler satın alacaksanız satıcılarla pazarlık yapmayı ihmal etmeyin. Arbat Caddesine girdiğinizde sizi kostümlü insanlar karşılıyor ve fotoğraf karşılığı para istiyorlar biz çektirmedik. Araç trafiğine kapalı olan cadde boyunca müzisyenler, gösteri yapan insanlar ve ressamlara rastlıyorsunuz. (Arbat Caddesini mutlaka görmenizi ama alışverişlerinizi İzmailovo Çarşısından yapmanızı tavsiye ederim. Hafta sonu gidildiğinde çarşıda bütün tezgahların açık olduğu söylendi.)


Yeni Arbat Caddesi ise ünlü markalar ve restoranların olduğu bir cadde. Tverskaya Caddesi de yine lüks bir cadde. Her ikisini de görmekte fayda var.




Novedeviçi Mezarlığı ise Nazım Hikmet’in de mezarının bulunduğu eski ve inanılmaz görkemli bir mezarlık. Bizim örf adetlerimizden çok farklı bir sistemleri olduğu için özellikle ben görmeyi çok istedim. Tüm mezarlarda heykeller vardı kimilerinde o kişinin mesleğiyle alakalı heykeller kimilerindeyse o kişinin portresi vardır. Mezarların hemen hepsinde vazolarda rengarenk yapma çiçekler vardı. Bazı mezarlara konulmuş çerçeveli fotoğraflar, yanan mumlar, şekerler hatta bardakta su ve ekmek dikkatimi çekti.





Mezarlığın girişinden itibaren duvarlarının çoğunda ise yakılmış kişilerin küllerinin olduğu sembolik duvar mezarları vardı.






Moskova bir çok alışveriş merkezinin olduğu, çoğu insanın lüls yaşadığı bir şehir olarak kaldı benim aklımda. Bir çok yeri gezebilmek için otobüsleri çok sık kullandık ve önümüze çıkan çoğu alışveriş merkezine gittik. Duraklarda otobüs bekleyen kişilerin azlığı, önümüzden geçen inanılmaz lüks arabaların çokluğu dikkatimi çekti. bu kadar lüks arabayı bir arada Ankara'da görmediğimi söylemeliyim. Moskova metro ağı gerçekten inanılmazdı. Metroya binerek tüm Moskova'yı gezebilirsiniz diye düşünüyorum çünkü biz otele dönmek için her seferinde metroyu kullandık ve her yerden metroya kolayca ulaştık. Benim en sevdiğim alışveriş merkezi aşağıdaki fotoğraftaki alışveriş merkeziydi. (ismini telaffuz edemiyorum :-))





Yeme, içme konusuna değinecek olursam biz otelde yalnızca oda parası ödedik ayrıca kahvaltı isterseniz kişi başına 30 liraya geliyordu biz de buna gerek duymadık. Otelin yanında hazır yemek bile satan marketler vardı ilk gün kahvaltımızı ve akşam abur cuburumuzu oradan aldık. Daha sonraki günlerde gezdikçe daha uygun bulduğumuz marketlerden alışveriş yaptık çünkü otelin yakınındaki market çok pahalıydı. Tüm kahvaltılarımızı otelde odamızda marketten aldığımız malzemelerle yaptık. Otele girip çıkarken elimizde ne olduğuyla kimse ilgilenmedi Türkiye'deki otellerin aksine. Akşam yemeklerinde ya da öğle yemeklerinde dışarıda yediğimizde et içermeyen şeyler yemeğe dikkat ettim. İçinde et olan herşeyin renginden ve kokusundan domuz eti olduğunu kolaylıkla anlıyorsunuz zaten. Ben özellikle içinde ne olduğunu sordum dışarıda yediğimiz zamanlarda ve tarzanca anlaşmalarımız sonucunda anladım ki etli yemeklerde hep domuz eti var. En kolay yiyecek Margarita Pizza oldu benim için :-) Dolayısıyla yerel lezzetleri de denemedim.




Kozmetik alışverişi konusunda çok dertliyim :-( İstanbul'dan free shoptan birşeyler alacağımı düşünürken ne yazık ki patlamış bavulla uğraştım ve free shop yüzü görmedim. Moskova'da da adını hatırlamadığım ve şans eseri görüp girdiğimiz ama Arbat Caddesi çevresinde bir yerde olduğunu sandığım bir alışveriş merkezinde çok güzel iki kozmetik mağazası vardı. O mağazalarda çok güzel ürünler vardı ama ağabeyim bir daha geliriz falan diyerek beni ortamdan uzaklaştırdı. Daha sonra gittimizde de alışveriş merkezinin tahmin ettiğimiz yerde olmadığını gördük ve ne yazık ki kafamdaki şeyleri ve hatta hediye olarak düşündüğüm şeyleri de alamadım. O mağazalardan birinden aldığım Viviene Sabo markalı şirin farlar ve pudra elimde numune gibi kaldı böylece :-(

Neglige gibi bir markaya ait şirin kutulu pudrayı da yukarıdaki alışveriş merkezinden zar zor buldum. Sanırım tercih edilen bir ürün ki ürünün testerını gördüğüm birkaç mağaza ellerinde olmadığını söyledi. Yine bir alışveriş merkezinden Eva Mosaic markalı üç oje aldım. Bir de Bourjois maskara aldım ne de olsa artık Türkiye'de yok :-)

Sonuçta bir haftalık gezinin, ayaklara kara sular inmesinin ardından dönüş günü geldi çattı. Otelin önündeki taksiciler 3000 Ruble yani yaklaşık 150 liraya havaalanına götürmekten bahsedince otel dışındaki taksilere yöneldik. Yalnızca Rusça bilen taksici ile resepsiyon görevlisi aracılığıyla pazarlık yaptıktan sonra 1500 Rubleye götürmeyi kabul etti taksici. Sheremetyevo Havaalanına gelir gelmez biniş kartımızı aldık ve arama noktasına geldik. 4 yaşındaki yiğenimin bile üzerini elle aradılar öyle söyleyeyim size. Neyse sonuçta geçtik ve free shop gören masum köylü şeklinde saldırdım free shopa. Free Shop'tan yalnızca üç ürün aldım biri Givenchy aydınlatıcı pudra, diğeri Guerlain Bronzlaştırıcı Pudra ve sonuncu da Helena Rubinstein Mascara. Beklediğimin aksine azıcık makyaj malzemesiyle dönüyor olmanın üzüntüsü dışında az da olsa birşeyler almış olmanın mutluluğu içerisinde doksan tane duyguyu bir arada yaşayarak geldik İstanbul'a.

İstanbul'da Atatürk Havalimanında indiğimizde de free shoplar gözüme çarptı ve hemen başladım gezmeye. Gözlerim yuvalarından fırladı resmen gezerken Moskova ve İstanbul arasında inanılmaz fiyat farkı vardı. Moskova'da free shoptan daha çok şey almadığıma çok pişman oldum. Eğer olur da yolunuz Moskova'ya düşerse kesinlikle free shopı toplayın, ne var ne yok alın :-))

Ankara'ya vardığımızda başımıza gelen olayı da anlatıp bu uzun yazıyı sonlandıracağım. Ankara'ya indik ve bagajlarımızı almak için beklemeye başladık. Beklememizin sonunda bir tane valiz gelmedi. Biz şaşkınlıkla etrafa bakınırken bir görevli yanımıza geldi ve yaptığımız konuşma sonunda valizimizin İstanbul'dan yüklenmediğini söyledi bize. Yarın ilk uçakla getirileceğini ve gün içerisinde adresimize teslim edileceğini söyledi. Ve evet valizimizi uçağa yüklemeyen firma da THY idi. İki farklı gün iki farklı THY uçağı ve iki ayrı problem. Gezinin sonunda THY ile uçuyorsanız valiziniz için yan koltuğu satın almak gerektiğini anladık :-) Şaka bir yana ertesi gün öğleden sonra valiz teslim edildi. Ve bir haftalık Moskova gezimiz de böylece sonlanmış oldu.

Son olarak bir kaç tavsiye geziye gidiyorsanız gezmek istediğiniz yerlerin listesini yapın ve güzelce araştırın ki turunuz eziyete dönüşmesin. (şehir haritası ve metro güzergah bilgilerini de yanınızda bulundurun) Bir de mutlaka navigasyon programını yükleyin telefonunuza :-) Ben gitmeden önce Langenscheidt Türkçe- Rusça Konuşma ve Seyahat Rehberi'ni almıştım yanımda olması güven verdi bana ve birkaç kez kullandım. Size de tavsiye ederim. Bu upuzun yazıyı okuduğunuz için çok teşekkür ederim. İyi gezmeler...




6 yorum:

  1. Ay çok yardımcı oldu bana çok teşekkür ederim :) bir an önce oralara gidip gezmek için can atıyorum umarım ben hbir aksilikle karşılaşmam 😬😬 bir de şey soracağım toplamda ne kadar karar harcadın ben 1 aylığına gidiyorum umarım altından kalkabilirim 😬😬 sın olarak makyaj malzemelerinin fiyatları nasıldı 😂😂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğine çok sevindim umarım işine yarar gittiğinde 😄 bir sorun yaşayacağını sanmıyorum ama bir ay için vize alman gerekebilir Konsolosluğu arayıp sormani öneririm çünkü bir aya kadar alınmıyor vize ama sonrası için alınıyor. Biz üç yetişkin bir cocuktuk uçak biletlerini saymazsak yaklaşık 5 bin TL harcadık bir hafta için. Ankara'da yaşıyorsan Ulus'tan, Istanbul'da yaşıyorsan da Kapalıçarşı'dan Ruble bulabilirsin hatta biraz fazla alacaksan indirim bile yapıyorlar. Makyaj malzemeleri çok farklı gelmedi bana Moskova'da, ama kesinlikle free shop çok çok uygundu Istanbul free shoplarinin neredeyse yarisiydi Moskova'daki free shoplar. Moskova'da free shoptan alabildigin kadar al derim ben 😄 umarım gezin çok iyi geçer çok memnun donersin. Bir de bavulunu havaalanina gitmeden tartip 20 kg'dan azsa marketten alacagin Streç Film ile sarmani öneririm zarar görmemesi için. Havaalanında (Ankara'da) bu işlem 35 liraydi. Tekrar iyi şanslar ve iyi tatiller.💟💜

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz

      Sil
    3. Rica ederim 💟💜 iyi tatiller 💟💜

      Sil
  2. çoook güzel bir gezi olmuş :)

    YanıtlaSil